Blogcu - Turkce ucretsiz blog Guncel bloglar Aktif blogcular Ucretsiz blog
VAHİT ÖĞRETMEN

VAHİT ÖĞRETMEN

HOŞGELDİNİZ
VAHİT ÖĞRETMEN - Blogcu



VAHİT ÖĞRETMEN

20/12/2007 - KURBAN BAYRAMI

Bir Kurban Bayramı daha geldi. Bu bayramın öncelikle milletimize, İslam alemine ve de insanlığa hayırlar getirmesini Yüce Allah'tan diliyoruz. Kardeşliğin doğduğu, sevgilerin birleştiği, belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de umutlu, yine de sevgi dolu nice bayramlara.. 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/11/2007 - ÖĞRETMENLER GÜNÜ ...

Kategori: EGITIM

'Die

http://img357.imageshack.us/img357/4200/dersizliyorjpgyz5.jpg

 

Geleceğin güvencesi eğitime, eğitim ise öğretmene dayalıdır.

EMMİME MEKTUP

Bir köy öğretmeninin yaşadıkları


Emmi, Karlı dağların tepesinden
Soğuk suların gözesinden,
Dağların bittiği,ufukların tükendiği yerden,
Köyümü sana anlatayım mı?

Yaya yürünen karlı yolları
Geçiyor insanların sabırla şükürle yılları,
Gelmeyecek yolcuyu bekleyen gözleri
Mustafa emmiyi İsmail dayıyı sana anlatayım mı?

İstersen anlatmayayım yavruların yalın ayağını
Anlatayım sana ineklerini, koyunlarını
Doktoru isteyen yok veteriner arayanı
Çocuklarınsa şamarlandığını anlatayım mı?

Bunların yok başka düşüncesi karınları doydumu
Hele birde bol demlediysen demsiz çayı
Ama sen beceremezsin kırtlamayı
Yeğeninin çektiklerini anlatayım mı?

Defter yok kalem yok, Nasıl okutursan okut
Dimağlara birşeyler ek sonra unut
Ben beceremiyorum okutabilirsen gel sen okut.
Çalışsanda emeklerinin boşa gideceğini anlatayım mı?

Fatma yine dersine çalışmamış,
Murat kalemsiz gelmiş,
Ali defterini evde unutmuş.
Bunlardan banane diyemediğimi anlatayım mı?

Yanlızlıkla geçen günlerimi,
Elbisesi yırtık, lastiği delik öğrencilerimi.
Birde beni mektupsuz bırakan EMMİMİ
Vefasız çıkan sevdiklerimi anlatayım mı?

Yinede güzeldir diye kendimi avuttuğumu
Bekliyorum,gelmeyeceğini bildiğim yolcuyu
Zaten kaybedersem birde umudumu
Burada yok olup gideceğimi anlatayım mı?

Ama ben ayakta durmalıyım anlatmalıyım davamı
Eğitmeliyim yarının büyüğü yavruları
Ben erisem bile saçmalıyım etrafıma ışığımı
Sen bilirsin davamı ama sanada anlatayım mı?

BİR MUALLİM

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/10/2007 - BİR ŞEHİDİN SON MEKTUBU

Kategori: Siirler





Sevgili kardeşim,
Bu gece rüyamda beni vurmuşlardı,
Cenneti gördüm, cenneti gördüm.
Arkamdan ağlıyordunuz, TÜRKİYE ağlıyordu.
Babam Vatan sağ olsun, diyordu;
Anam karalar bağlıyordu...
Komutanım ay yıldızlı bayağı vermişti elime,
Yürü aslanım diyordu.
Cennet kapıları aralanmıştı,
Ben gülüyordum.
Ben gülüyordum.
Ölüm gülerek karşılanır mı?
Ben karşılıyordum.

Ah kardeşim, ahh,
Beni kimler vuruyordu; biliyor musun?
Bu ülkenin ekmeğini yemiş,
Havasını solumuş,
Aynı okulu, aynı sırayı paylaştığımız,
Ekmeği ortadan bölüp verdiğimiz,
Beyni yıkanmış, Vatan haini
Üç beş çapulcu..
Benim zoruma bu gidiyordu;
Benim zoruma bu gidiyordu...
Kabullenemiyordum bir türlü,
Aklım almıyordu.
Aklım almıyordu...
Onları bu hallere düşürenlere lanetler okuyordum!!!!
Lanetler okuyordum!!!!

Gazeteler manşetten vermiş şahadetimi,
Sen teröre Lanetler yağdırıyordun,
Gizleyememiştin gözyaşlarını,
Sen ağlıyordun,TÜRKİYE ağlıyordu.
Ben ağlamayın diyordum;
Bu vatanı sevin,
Bu vatana sahip çıkın
Bu vatana binlerce can feda,
Binlerce can feda....

Yılmaz Çeli
k
(ALINTI)



Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

12/9/2007 - ÇOCUKLAR ve RAMAZAN

Kategori: ISLAM
 
YORUM YOK............................?????????????
'Die
http://img108.imageshack.us/img108/5595/yemekym1.jpg

 

 

 

 

'Die

 

ÇOCUKLAR ve RAMAZAN

Çocuklara Ramazan’ın farkını hissettirin

İftar vaktinin erken olması sebebi ile çoğu insan orucunu işyerinde açacak. Hiç olmazsa ilk günde imkanlarınızı zorlayıp orucunuzu evinizde ailenizle birlikte açmaya çalışın! Çocuklar Ramazan'ın farkını hissetsin!

Teravihe çocuğunuzla gidin

Elinden tuttuğunuz çocuğunuzla birlikte teravih namazına gidin. Namazdan sonra, önce çocuğunuza küçük; ama onun hoşuna gidecek bir hediye verin. Sonra yanınıza aldığınız çikolata ya da şekerleri teravihe gelen diğer çocuklara dağıtarak onlara Ramazan’ın rahmet yüzünü bir kere daha gösterin.

Ekonomik durumunuz iyiyse bunu sık sık yaparak camiye gelen çocukları sevindirin.

Çocukları camiden kovmayın

Teravihtesiniz, huşu ile namazınızı kılıyorsunuz. Çevrenizde yüzlerindeki rahmetten izlerle muzipçe dolaşan hatta safların arasında koşuşan çocuklar var. Halden anlamayan bazı nadanların onların koşuşturmasından rahatsız oldukları belli.

Çocuklara kızarak sert sert bakışları ile onları azarlayanların aksine, siz nazarınıza rahmeti yerleştirin ve kendilerinden hoşnut olduğunuzu izhar edin. Namazdan sonra da karşılaştığınız çocuğun başını okşayıp onu tebrik ederek “Allah ibadetinizi kabul etsin” deyin.

Çocukların dinî eğitiminde bu ay bir fırsattır

Eğitim, büyüklerin kendilerini takip eden nesli her yönden geliştirmek, çelişki ve tutarsızlıklardan kurtarmak, ahenkli davranış ve olgunlaşmış şahsiyete ulaştırmak için gösterdiği çabalar bütünüdür. Eğitim için müsait ortamın, heyecanın, motivasyonun ve uygulama yapma imkânının bulunması şarttır. Çocuklara İslâmi eğitimin kazandırılmasının en müsait ortamlarından biri de Ramazan ayıdır.

Heyecan, eğitimi hem kolaylaştıran hem de zorlaştıran bir husustur. Bu itibarla heyecanın eğitime verdiği olumlu ve olumsuz olmak üzere iki yönlü etkisi vardır. Öğrenilecek şeyle aynı yönde olan heyecanlar eğitimi kolaylaştırır; fakat öğrenilecek şeyle zıt yönde olan heyecanlar eğitimi zorlaştırır. Meselâ Ramazan ayının heyecanı, İslâmi terbiyeyi kolaylaştırarak İslâm eğitimine olumlu bir katkıda bulunur. Bunun yanında İslâm örf, âdet ve ahlakıyla uzaktan yakından hiç alâkası olmayan bazı bayramların heyecanı ise çocukların İslâmi terbiyeyi kazanmalarına engel olur. Heyecanın en büyük neticesi motivasyonu ortaya çıkarmasıdır. Kısaca motivasyon, öğrenilecek şeye karşı iradeli olarak ilgi ve merak duymaktır. Herhangi bir şeye ilgi ve merak duymadan onu öğrenmek mümkün değildir. Bu sebeple ilgisizlik ve dikkatsizlik, öğrenme ve anlamaya engel olan kalbe çekilmiş bir perdedir. Artık bugün çocuğa motivasyon kazandırılmadan eğitim ve öğretim yapılamayacağı bütün dünya eğitimcileri ve pedagogları tarafından kabul edilmiş bir husustur. Bunun yanında halkımız arasında "Merak ilmin hocasıdır" sözü yıllardır kullanılmış ve adeta atasözü haline gelmiştir.

En büyük muallim ve terbiye edici olan Kainatın İftihar Tablosu Peygamber Efendimiz (sas) de, bir şeyler anlatmak istediğinde ashabının ilgi ve merakını uyandırarak motivasyonunu artırırdı. Bütün bunlardan da anlaşılıyor ki, Müslüman anne–babanın yapacağı ilk iş, çocukta harekete geçirici güç olan ilgi ve merakı temin etmektir. Bu sebeple dikkati toplamak için mübarek Ramazan ayı, oruç, teravih namazı, imsak ve sahur gibi çeşitli motiflerden faydalanmak lazımdır.

Çocuklar sizi namaz kılarken görsün

Bugün bir başlangıç yapın. 1,5-2 yaşından büyük çocuğunuz varsa onların bulunduğu bir ortamda namaz kılın. Onlar sizlerin önlerinize gelsin, sırtınıza çıksın. Onlara müdahale etmeyin. Peygamberimiz de bu şekilde davranmıştı.

Çocuklarınız sizi namaz kılarken görsün. Bu onun zihnine yerleşecek ve ileride evde sizin yaptıklarınız adına çok önemli bir hatıra olarak kalacaktır. Mümkünse namazlarınızı evde eşlerinizle birlikte cemaat yaparak kılın. Böylece namazınızın yirmi yedi kat daha fazla sevap getireceğini Efendimiz (sas) haber veriyor.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

31/5/2007 - İstanbul'un fethinin adım adım hikâyesi

Kategori: EGITIM


İstanbul, iki derya arasına kurulmuş, her sengi Acem mülküne değer efsane
bir şehir. 324 yılında Büyük Konstantin tarafından kurulduğunda Roma
İmparatorluğu'nun başkentiydi. 1453 yılına gelindiğinde ise Bizans'ın elinde kalan son topraklar buradan ibaretti.
11 asır boyunca pek çok sefer düzenlendi İstanbul üstüne. Ama kimse onun
araları kırmızı tuğlalı taş duvarlarını aşamadı. Sonunda �feth-i mübîn', 21
yaşında bir Osmanoğluna nasip oldu. �Ya ben Bizans�ı alırım ya Bizans
beni.� diyen Fatih Sultan Mehmed, kendi icadı toplarla sadece İstanbul
surlarında değil, idarecileri o tarihe kadar yıkılamaz sanılan yüksek duvarlı
şatoların arkasına gizlenmiş Ortaçağ�ın; karanlık bedeninde de gedikler
açıyordu. İstanbul, çeşitli milletler tarafından birçok defalar kuşatılmıştı.
Hazreti Peygamber'in (sas) "İstanbul muhakkak fethedilecektir. Bu fethi
yapacak hükümdâr ne güzel hükümdâr ve onun askerleri ne güzel
askerlerdir." müjdesinden etkilenen Müslümanlar da Hz. Osman (ra)
devrinden itibaren şehri çeşitli kereler muhasara ettiler. Fakat bu müjde 21
yaşındaki Fatih Sultan Mehmed'e nasip oldu. Efsane haline gelen surların
aşılması için o döneme kadar görülmemiş teknikler ve silahlar kullanılmıştı.
Bu, yeni bir çağın başlangıcı demekti.

TÜRK VE BİZANS GÜÇ DENGESİ

Bizans ordusunda 5 bini paralı olmak üzere 9 bin asker vardı. Buna karşılık
Osmanlı ordusu için değişik kaynaklarda 100 bin ile 500 bin arasında farklı
rakamlar veriliyor. Bizans ordusunda küçük çaplı topların yanı sıra mancınık,
ok, tüfek, mızrak, sapan, arpalet ve espiyale denen zırh delici silahlar ve
suda bile sönmeyen Grek ateşi mevcuttu. Türklerde ise dönemin en modern
silahları kullanılıyordu. Çeşitli büyüklüklerde 300 adet top ve Fatih�in icadı
olan havan topları ve hareketli kuleler vardı.

İSTANBUL SURLARI

İstanbul'un o döneme kadar fethedilemeyen efsanevi bir şehir olmasının en
büyük sebebi çevresini kuşatan surlardı. O dönemde başka hiçbir yerde bu
kadar sağlam savunma sistemi bulunmamaktaydı. Uzunluk bakımından
erişilmez olmasına rağmen Çin Seddi bile savunma açısından İstanbul
surlarının yanına yaklaşamıyordu. Karada 6.492 m., Marmara ve Haliç
kıyılarında 820 m. uzunluğundaki surlar birkaç kademeden oluşurdu. En
önde Bizans�ın mobil kuvvetleri savunur, arkasında 7 m. genişlik ve
derinliğindeki su ile dolu hendekler bulunurdu. Bunların arkasında mızraklı
askerlerin beklediği savunma mazgalları vardı. Savunma mazgalları geçildiği
takdirde 5-7 m. yüksekliğindeki orta surlara gelinirdi. Osmanlı ordusu orta
surlar önünde çok sayıda şehit vermişti. En arkada ise 12-13 m. yükseklikte
asıl surlar bulunurdu. Asıl surların üzerinde bekleyen askerler hiçbir canlının
sur dibine yaklaşmasına izin vermezdi.

1- RUMELİ HİSARI
İnşasına 1452�de başlanan hisar dört ay içerisinde tamamlandı. Boğazın en
dar yerinde ve Anadolu Hisarı�nın karşısındadır. 30 metre yüksekliğinde 3
kulesi vardır.

2- DONANMA
Fatih'in Gelibolu'da 400 gemi hazırlattığı ve içlerine kürekçilerle 20 bin kadar
asker koyduğu kaydedilir.

3- BÜYÜK TOPLAR
Yapımı 3 ay süren Şahi adlı topun çevresi 2,5 metre, güllelerin ağırlığı 600
kilo idi. Elli çift öküzle çekilir, dengesinin sağlanması için iki tarafında 200
kişi bulunurdu. Gülleleri 1200 metreye kadar fırlatabiliyordu.

FATİH ve FETİH KRONOLOJİSİ

30 Mart 1432- II. Mehmed (Fatih Sultan Mehmed) doğdu.
1434- Edirne'de II. Murad tarafından Muradiye Camii yaptırıldı.
1444- II. Murat tahttan çekildi, II. Mehmed tahta çıktı ve Varna zaferi
kazanıldı.
1445- II. Mehmed tahttan çekildi ve II. Murad ikinci defa tahta çıktı.
1447- Edirne'de II. Murad tarafından Üç Şerefeli Camii yaptırıldı.
1448- II. Kosova Zaferi kazanıldı.1451 II. Murad öldü ve II. Mehmed ikinci
defa tahta geçti.
18 Şubat 1451- Babası Sultan İkinci Murad Han'ın ölümü üzerine Fatih
Sultan Mehmet Han, ikinci defa Osmanlı tahtına oturdu.
5 Nisan 1453- Fatih Sultan Mehmet'in donanması İstanbul sularına girdi.
17 Nisan 1453- Fatih Sultan Mehmet, İstanbul adalarını fethetti.
29 Mayıs 1453- İstanbul, Osmanlılar tarafından fethedildi. Sultan İkinci
Mehmet, 'Fatih' unvanını aldı.
1459- Ayasofya, camiye çevrildi.
1460- Mora ele geçirildi.
1461- Trabzon Rum İmparatorluğu sona erdi.
1461- Candaroğulları Osmanlı'ya katıldı.
1463- Osmanlı-Venedik Savaşı başladı.
1466- II. Mehmed, Arnavut seferine çıktı.
1468- Karamanoğulları, Osmanlı Devleti'ne katıldı.
1468- II. Mehmed tarafından İstanbul'da Topkapı Sarayı tesis edildi.
1470- İstanbul'da Fatih Külliyesi inşaa edildi.
1470- Eğriboz alındı.
1471- Fatih Külliyesi açıldı.
1472- Topkapı Sarayı inşa edildi.
1473- Osmanlı Akkoyunlu mücadelesi sonucu Otlukbeli Savaşı kazanıldı.
1475- Kırım Osmanlı tabiiyetine girdi.
1476- Boğdan Seferi zaferle sonuçlandı.
1478- Fatih tarafından ilk altın para bastırıldı.
1479- Osmanlı-Venedik barışıyla beraber Fatih, Venedikliler'e Trabzon ve
Kefe'de ticaret yapma hakkı tanıyan ahidname verdi.
1480- Otranto'ya çıkıldı ve başarısız Rodos kuşatması gerçekleşti.
1480- Kadıaskerlik Rumeli ve Anadolu olarak ikiye ayrıldı.
1481- II. Mehmed vefat etti ve II. Bayezid tahta çıktı.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

HER ŞEY EĞİTİM İÇİN



Kategoriler

Arkadaşlarım

Image Hosted by ImageShack.us huznunyuzueylul
Image Hosted by ImageShack.us delaynes
Image Hosted by ImageShack.us garipyolcu
Image Hosted by ImageShack.us nazarbaz
Image Hosted by ImageShack.us sieda
Image Hosted by ImageShack.us sandik
Image Hosted by ImageShack.us ilayinsarayi
Image Hosted by ImageShack.us avdulborz
Image Hosted by ImageShack.us kafkaskartali1
Image Hosted by ImageShack.us genocide
Image Hosted by ImageShack.us kafkasgelini
Image Hosted by ImageShack.us nurrisalelerim
Image Hosted by ImageShack.us saclariniz
Image Hosted by ImageShack.us klarnetenes
Image Hosted by ImageShack.us philton
Image Hosted by ImageShack.us sbullock
Image Hosted by ImageShack.us webmasterkaynaklari
Image Hosted by ImageShack.us farenjitnedir
Image Hosted by ImageShack.us teknikpcdersleri
Image Hosted by ImageShack.us kesintisizguckaynagi
Image Hosted by ImageShack.us ickeriya
Image Hosted by ImageShack.us beyonceresimleri

vahıt

vahıt

Vahit Öğretmenin Sayfasına Hoşgeldiniz